SORALIM ÖGRENELIM..Doc.Dr. Nihat Hatipoglu

Doç.Dr Nihat Hatipoğlu
Soru 1:
Mezarı sulamak faydalı mı?
Yeşillik mezara fayda verir mi?


Cevap
Mezara su dökmek, Peygamberimizin ve sahabesinin uygulamasıdır. Toprağın oturmasını sağlar. Mezara yeşil ot dikmek sünnettir. Peygamberimiz bir mezarın başında durmuş ve buradaki azap çekiyor dedikten sonra oraya yeşil bir dal dikmiştir. Bunun sebebini sorduklarında, "Yeşil olan bu dal yüce Allah'ı andıkça bunun da azabı hafifler" buyurmuştur.

Soru 2:
Otistik bir çocukla ilgileniyorum.
Ama karşılığında da para alıyorum. Günah mı?


Cevap:
Hayırlı bir iş yapıyorsunuz. Kutluyorum sizi. Karşılığında bir ücret almanız haram değildir. Önemli olan bu işi severek yapmanız ve çocuğa şefkatli davranmanızdır.


Soru 3:
Babam her hareketimi eleştirirdi.
Ben şimdi artık ona tahammül edemiyorum.
Hatta çok yemek yediğinde ona bağırıyorum.
Çok mu günaha giriyorum?


Cevap:
Sevgili kardeşim. Allah'a imandan sonra en önemli yükümlülük "baba ve anneye" saygıdır, sevgidir. Ona bağırmaya hakkın yok. En kısa zamanda ondan özür dilemelisin.

Soru:
Dükkánıma "Rahman" adını koydum. Günah mı?


Cevap:
Yüce Allah'ın kutsal isimlerini bu tür müesseselere koymak doğru değildir. İyi olsanız bile bu istismara açık bir alandır. Yapacağınız işe uygun isimler seçiniz.

Son nefeste para saymak

Rabi bin Heysem anlatıyor: "Kişi ölmeden önce neye düşkünse onunla meşgul olur ve ruhunu öylece teslim eder. Ben bir ara son nefesini veren bir insanın yanında bulunuyordum. Adamın hali güzel değildi. Ben sürekli ona 'La ilahe illallah-Allah'tan başka ilah yoktur' sözünü telkin ederken o para sayar gibi parmaklarıyla oynuyor ve birtakım hesaplar yapıyordu."

Hayatı boyunca kalbini paraya bağlamış adam son nefeste kalbinden parayı atamıyor. Varlık áleminde kendini neyle meşgul ederse, sonsuz áleme doğru yol alırken de kalbi onunla meşgul olur.

İyilikleri ertelememek lazım. Yarın çok geç olabilir. Çünkü kimse beş dakika sonrasının kendisine ne hazırladığını bilemez. Hayat ne kadar gerçekse ölüm de o kadar gerçektir. Peygamberimizin, "Kabirleri ziyaret edin. O size ölümü hatırlatır" emri belleğimize bu gerçeği yerleştirme amacını taşır.

* * *

Bizler nefsimizin arzularını yerine getirmekte çok aceleciyizdir. Çoğu kez helal veya harama bakmadan nefsimizin isteklerine boyun eğeriz. İçimizdeki temiz duygular bizi doğruya yönlendirmek istediğinde bu temiz duyguları basit bir rüşvetle sustururuz. Daha vakit var deriz. Doğru olan, vaktini beklemeden vakti kollamak olmalıdır.

Hz. Ukbe anlatıyor: Bir seferinde Peygamberimizin arkasında ikindi namazını kıldım. Peygamberimiz selam verip namazı bitirdi ve sonra hızla yerinden kalkıp evine girdi. Biz de O'nun bu ani tavrından dolayı endişelendik. Peygamberimiz biraz sonra döndüler. Bizlerin endişelenmiş olduğunu anlayınca şöyle buyurdu: "Odamda biraz altın ve gümüş vardı. Onu hatırladım. Beni hayırda acele etmekten alıkoymasın diye hemen dağıtılmasını istedim. Onun için süratle eve girdim." (Buhari, ezan, 158; Nesai sehv, 104)

Peygamberimiz beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini bil buyuruyor:

İhtiyarlığından önce gençliğinin

Hastalanmadan önce sıhhatinin

Fakirliğinden önce zenginliğinin

Meşgul zamanlardan önce boş vakitlerinin

Ölümden önce hayatının (Buhari, Rikak, 3).

Doğrudur. Hayatın değerini bilmek lazım. Zamanın da, zenginliğin de, sıhhatin de, gençliğin de.

İslam, hayatı ve nimetleri doğru ve verimli kullanmamızı öğütler. Hayattan kopmayı değil, hayata gerçek anlamını kazandırmayı emreder. Kuran ayetleri, hayatın sarhoş ettiği insanları sarsmaya çalışır. Manevi sarhoşluğun, bir şişeden gelen sarhoşluğa benzemediğini anlatmaya çalışır.

Hz. Mevlana şöyle der: "Dünya hayatı bir rüyadan ibarettir. Dünyada servet sahibi olmak rüyada define bulmaya benzer. Dünya malı nesilden nesile aktarılır ama hep dünyada kalır."

Evet, iyi işlerde ibadette, Allah'a yönelişte, tövbede acele etmek lazım. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur: "Faydalı işlerde acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kuşatacaktır. O zaman insan, mümin olarak sabahlar, káfir olarak geceler. Mümin olarak geceler, káfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar." (Müslim, İman, 186)

Kalbimizi sürekli Rabbimizle meşgul edelim. Unutmayalım, kişi hayatı boyunca neyle meşgul olursa hayatının son anında da onunla meşgul edilir. Dünyada kalbini vermek ayrı şey, dünyaya değer vermek ayrı şeydir.

* * *

Son nefesini veremeyen bir adamın halini büyük bir álime sordular. Dediler ki şu adam bir türlü can veremiyor. Şahadet kelimesini söyleyemiyor, garip bir hali var. Sanki sürekli bir işle meşgul, kalbi başka yerde.

O álim sordu: "Bu adam sağlığında neyle meşguldü işi neydi?" Dediler ki: "Duvarcı ustasıydı. İşine delice bağlıydı." Tecrübeli olan büyük álim şöyle dedi:
"Gidin ve ona deyin ki 'Usta son tuğlayı koyduk. Duvar bitti'."

Öyle yaptılar. Kulağına öylece fısıldadılar. O zaman gördüler ki adam büyük bir coşkuyla oh dedi ve ruhunu teslim etti. Tekrar döndüklerinde álim zat şöyle izah etti: "Hayatını hep son tuğlaya endekslemişti, duvarı bitirmeye. Ölüm anında da yüce Allah oraya endeksledi."

Doç.Dr. Nihat Hatipoğlu

Yorum Yaz